Tuesday, July 27, 2010

Jimmy Sommerville - Safe in these arms

Here in these armsOur history beganBefore there was youThere was thirst in my heartLook at my lips, you will seeI have drunk from the riverThat flows to the seaOf our loveSafe in these arms,That's where I want to beSafe from the harm, in these armsThat's where I want to beIf I may dieLet it be here with youFor here with youI shall surely be safeSafe from the hate, from the liesFrom the vultures of ChristI need no GodsI have no fears, I have youSafe in these arms,That's where I want to beSafe from the harm, in these armsThat's where I want to beNever let me, never let meSay you'll never let me goSay you'll never let meSay you'll never let me goSay you'll...Take me in your armsAnd say you'll never let me goTake me in your arms and hold meSay you'll never let me go

aklımdaaaaaa

he aklımda.. iş yapmaya çalışıyorum ama aralara giriyor.. abur cuburun yerini aldı sanki....kendime mini deadlinelar veriyorum, ödülü de onu düşünmek, eskiden ıvır zıvır yerdim.. ehueheueh
fiziksel , veya degil sonucta mutluluk hormonu artmış durumda.. :)

Thursday, July 22, 2010

İş görüşmesi heyecanı

İş görüşmelerini blinddatelere çok benzetiyorum.

Öncesinde de sonrasında da birerbir aynı hisler, aynı düşünceler.

Heyecan heyecan heyecan..."acaba nasıl birisi ile görüşeceğim? Ne giysem? Saçımı ne yapsam? Nelerden bahsetsem?" İlk izlenim önemli olduğu için nasıl bir rol takınacağını düşünmek...

Görüşme boyunca; "elimi nereye koysam, dik dur, gülümse biraz...ay çok sırıttın maymun oldun...Beni beğensin beğensin!! "

Sonra karşı taraftan elektrik alınması, notlandırıması olayı var.

Eğer elektrik alınmışsa oooyy sevgi böceği yok alınmamışsa mesafeli tutuma devam.

Bir de en sonrası var. Eğer beğenilmiş ise yani bir kıvılcım oluşmuşsa aynı beklentiler başlıyor. "Acaba beni beğendi mi? Acaba beni nasıl buldu? Acaba beni arayacak mı? Aradan zaman geçti acaba arsam mı? Arasam yanlış anlar mı? Yok yaaa o önce arasın!"

Artık hayatımda ya yeni bir iş ya da yeni bir aşk olmasını istiyorum. Bu monoton hayatımda birazcık heyecana ihtiyacım var!

Monday, July 19, 2010

Pazartesi'leri Ne Renk?

Pazartesi sabahlarına hazırlık surecinde

Bir onceki Pazar gununde yapılması gerekenler: (sart demeye yakın, -malı -meli...)

Soft bir Pazar
Guzel sohbetler
Oksijen depolama
Saglıklı uyku
Gune dinlenmis baslama
Kafada yapılacak ofis islerinin planlanmıs olması

Pazartesi sabahı ofise gelirken:

Muzik (olmassa olmas) insanın ruhu yumusuyor
Demli cay veya kokusu ile davet cagıran ayıltan kahve
Kıyafetlerin onceden belirlenmis ve giyildiginde kendini icinde gzl hissettiklerimiz
Saclar hazır

Suanda modum var, calısasım var, isleri tamamladıkca yanına "tik" atasım var...Hayırdır inşallah :=))

(Ve bu yuzden yazıya renk verdim ) Bugunku Pazartesi ara bir ton ve gri degil... bugunun rengi harflerin rengi.





Thursday, July 15, 2010

bak bu aksam ben de ofisteyim

bu ofiste aksam calisim full konsantre olup efektif calisma olayı herkesin basında mı var?? o zaman ofis saatleri mi degisse yoksa herkes yalnız mı calissa.. aslında calan telefonlar ve araya giren isler mi tum sorun..
bu arada yeni havadisler var mii... hala bir arkadastan tum detayları alamadik malum aksamın.. yarın aksamı bekliyroum, dogumgunu occugundan cok onla ilgilenicem sanirim...

İşyerinde alternatif çalışma teknikleri üzerine

Bugün öğlene kdar hep toplantım vardı. Öğle yemeğinden 13:00 gibi döndükten sonra 15:00'a kadar mal gibi oturdum. Sonra gökyüzüden kayan yıldızlar gibi inboxıma düşen maillere baktım. Artık bir şeyler yapmam gerekiyordu. Belli motivasyon gelmiyordu. Demek ki benim motivasyona gitmem gerekiyordu.

İşyerindeki sorunum : Açık ofis. Açık ofis insan laflamaları. Sonuç; zaten dikkati dağılmayı seven bünyenin tamamen çığırdan çıkıp kendini geyikler alemine kaptırması. Bir de masada laptop ile çalışmayı sevmiyorum. Laptop dedin mi alıcam böyle dizimin üzerine koyucam...ohh mis. Ben böyle alışmışım.

Çözüm önerileri : Kulaklık ile müzik dinleyerek diğer insan konuşmalarının bastırılması ve işe konsantre olmak. Ben zaten yıllardır müzik ile çalışırım. "Salak, o zaman yapsana" demeyin. İşyerimizde kulaklık takmak yasak!!!

Alternatif çalışma teknikleri: Bu hafta izinli olan bir arkadaşım var. Yeri acaip sote, tam pencere önü, havalandırma yanı. Masanın her iki yanı dolaplarla çevrili. :-) Kaçtım arkadaşımın zula cubicle'ına. Penere tarafına sırtımı dayadım. Yere oturdum. Uzattım ayaklarım masanın altında. Laptop kucağımda. kulaklıklar kulağımda. Havalandırma yanı. Ofis sıcaktan bayılırken benim üzerimde yün şal. Ohh laptopda kucağımda sıcacık. Son 1,5 saatte 2 günlük iş yaptım desem yalan olmaz. Tabi insanlar kıllanıyor ben neredeyim diye. O konuda da ekibimden birini kurban seçtim. Biri birşeyi dedi mi bana mail atiyor. Acaip mutluyummm....Ofiste motivasyonumu yakaladım. Küçükken arkadaşlarınız ile evcilik oynarken çadır yapar mıydınız? Benimki öyle bir mutluluk!

Neyse ben bugünkü yazımı da bitirip müzik dinleyip rapor yazılımına geri dönüyorum.
Çalsın rammstein keine Lust. Aber Ich finde meine lust!!

ich hab' keine lust
ich hab' keine lust
ich hab' keine lust
ich hab' keine lust

ich habe keine lust mich nicht zu hassen
hab' keine lust mich anzufassen
ich hätte lust zu onanieren
hab' keine lust es zu probieren
ich hätte lust mich auszuziehen
hab' keine lust mich nackt zu sehen

ich hätte lust mit großen tieren
hab' keine lust es zu riskieren
hab' keine lust vom schnee zu gehen
hab' keine lust zu erfrieren

Wednesday, July 14, 2010

Herkes evine gider ama ya ben? beni beni beniiiiii

Sizlerden mail ya da post gelmediğine göre hepinizin evinizin yolunu tuttuğunu düşünmekteyim. Peki ya ben ya benn?? Beni, beni, beniiii??? (Bihter silahı bulamadım ofiste...canlandırma yaperken şimdilik elimdeki zımba ile yetineceğiz)

Ben 18:48 itibari ile ofisteyim. moivasyonu sıfır olan bir insan olarak 3 gündür yazmam gereken raporu yazamıyorum. Neyseki müşterim beni seviyor da üzerime gelmiyor. Tabi nereye kadar. Artık laptopu eve sonrada her sabah kapının yanından alıp işe götürmekten sıkıldığım ve yorulduğum için bu akşam değişiklik yaptım ve kendimi ofise sabitledim. Tabi bloga yazı yarak rapor yazılmıyor. :-)))

Zaten aslında mesai de yapmıyorum. Akşama konsere gideceğim (Brand New Heavies) onun öncesinde ne yapabilirsem kardır diye takılıyorum. Giysimi değiştirdim. Kot, t-shirt giydim. Müziği açtım bir de abartıp ayaklarımı masaya uzattım, kucağımda laptop çalışıyorum/blog yazıyorum. Acaip konforlu ve huzurluyum. Aslında 1 haftadır işte ilk defa kendimi bu kadar enerjik hissediyorum. 25 dk sonra işten çıkacak olmasam bu gaz ile sabaha kadar çalışırdım.

Ufff bu aralar sıkıntıdan sürekli acıkıyorum. 20:00'da arkadaşlarımla buluşup İstinye Park'ta yemek yiyeceğiz ama şu anda gözlerimin önünden köfte, burgerking, kumpir vb en az 7 aydır yemediğim her türlü muzur şey geçiyor. Neyse ben bir bizim şirketin mutfağına bakim...belki buzbolabında bir şeyler bulurum :-))

Öpenzi hepnizi

Herkes tamam mi???

Sanirim herkes burada Ms.U disinda...ama o zaten dunyanin en ileri geri teknolojik takipcisi oldugunu biliyoruz ve sasirmiyoruz, degil mi? :-)))

Tuesday, July 13, 2010

sabah sabah

sabah sabah bir neşe içinde erkenden bir evlilik teklifi anının canlı tasvirini almak isterken uzucu bir haberi aldım...siz de biliyorsunuz...
hayat boyle işte, hersey aynı anda oluyor... en zoru da zor anlarla basa cıkmaya calismak, "dunya dursun " dediginiz anlarda dahi donmeye devam ediyor, etrafınızda olaylar gelisiyor, herkes gunluk hayatında..
hersey ortak ama bir o kadar da private.. ya da prive mi deseydim :) bu arada ya markafonide ya da limangoda cok seker terlikler cikmis.. bayildim ama alsamda malum yere yetismez ..

bak gordunuz mu, hersey aynı duzende devam ediyor..