Saturday, November 27, 2010

Yeni favorim

Kızlar,
Yeni favorim: RimmeL mor oje.
Ama numarası yok mu bunun ya bulamadım. (Maxi Brush Mistake Free Application) Gercekten super suruluyorrrr !!! ;)

Thursday, November 25, 2010

:)

Acaba bişiler olmus mu die her tıkladıgımda yepyeni satırlar gormek ne gzl yahuuuuuuuuuu:)
Burası "meeting point" ....Seviyorummm burayı.

Saturday, October 23, 2010

unutmayın

turkan ne guzel soylemis... unutma ki gecenin en karanlık anında safak soker
:))

bunu love wise dusunursek soktu sokecek ... arada bir turun bazi cesitleri bu sokme isini geciktiriyor ama olacak sabiirrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr...

Wednesday, October 13, 2010

Geri almak istiyorum!

Geri almak istiyorum!
Sana sanırım ah ettim, çünkü yalan söyledin ve sonunda beni kırdın. ve sanırım tuttu ki uzun zamandır işsizsin. Ancak geri almak istiyorum, çünkü kasti değildi.


Seninle bir iş toplantında karşılaştık. Canım kontağım Cem toplantıya seni de kattı. Son derece ciddi biri olmasına rağmen toplantı sonunda -ben sonradan çaksam da- aramızı yapmaya çalışmıştı. Sonra bizi aynı asansöre tıkıp kaçmıştı. Sen de ben de bu beklenmedik durum karşısında aptal aptal kala kalmıştık.

Sen bilmiyorsun ama ben "kimmiş bu yaaaa" diye sana bakındım. Bir insan aynı filmden ya da da aynı müzik gruplarına kadar bu kadar çok aynı şeyden mi hoşlanır! Cem nasıl fark etmişti bu kadar ortak noktamızı!?! Sonra ben de senden hoşlandım.

Sonra senin şirketinde çalışan bir arkadaşımın ağzını arattım. Sonra o da sinsice aramızı yapmaya çalışmış. Şöyleki; benim ben olduğumu söylemeden sana "Madem kız arkadaşından ayrıldın benim süper uyuşacağınıza inandıım bir arkadaşım var, mutlaka tanımalısın! Buluşalım mı hep birlikte? " dedi ve sen de "neden olmasın" dedin.

Arkdaşımın beceriksizliğinden ötürü zaman geçti. Bu arada senin departmanın kapandı ve işine son verildi. Seni metroda, bir kere de vapur iskelesinde gördüm ama her ikisinde de seni bir şey diyemedim. Böyle garip bir basiret bağlanması. Konuşamamanın verdiği acı ile arkadaşımdan yardım istemem ve onun bana arkamdan çevirdiklerini anlatması....

Benim arkadaşım sana "biz buluşuyoruz. Sen de gelsene hem bahsettiğim arkadaşım ile tanışırsın" demiş. Ama sen "yaaa ben seninle o konuşmayı yaptıktan sonra "ertesi gün" başka biri ile çıkmaya başladım" demişsin. Benim arkadaşım bir gün bunu bana ağzından kaçırdı. Yani "olur, buluşalım" dediğinin ertesi günü biri ile çıkman çok enterasan tabi!!!

Erkekler! Garipsiniz...yalancısınız. Zayıfsınız! Sinirlendimmm....çokk....çok çok çok çok çok çok çok sinirlendim!!

O gün ahımı aldın, yalancı olduğun için. Belki yedek yapmayı planladığın için. O gün sanırım ahımı aldın çünkü beni üzdün. Düzgün biri dediğin adamın bile ne kadar yamuk olduğunu görüp, kocaman bir hayal kırıklığı olduğun için.

Arkadaşım ile bu konuşmayı yaptığım zaman işine son verilmişti aylardan Nisan. Şu anda aylardan Ekim ve hala işsizsin, o parlak CV'ne rağmen.

İlk başlarda seviniyordum "beter ol" ..."hahaha ilahi adelet"

Artık 6 ay geçti. o kadar tecrübe,Boğaziçi, hem almanca hem İngilizce...bunlara rağmen işsizsin. Artık kendimi suçlu hissediyorum....sanki seni lanetlemiş gibi. Düşünüyorum da acaba farkında olmadan başka birinin hayatını mı etkiledim?

Geri alıyorum, affediyorum (affedileek bir şey olmamasına rağmen), her yapılması gerekirse onu yapıyorum! Cidden iyi olmanı diliyorum Emrah

Belki bu laneti kırarsan ancak o zaman benim hayatımda eksik olan şeyler düzene girecekmiş gibi geliyor. Tıpkı bir gün seninle asansörde karşılaştığımızda konuşarak kendi basiretimi kırabildiğim gibi.




Monday, October 11, 2010

Bugün pek bir keyifliyim çünkü...

Bugün keyfim pek bir yerinde
Aslında olması için pek bir neden de yok...
Zira eşek gibi çalışıyorum...insan gibi yaşamak için

Bugün kefim pek bir yerinde
Belki dün 11 saat uyuyup
Bedenimi ve ruhumu resetlediğim için

Bugüm keyifliyim....galiba sonbahar geldiği için
Battaniyeme sarılıp, bugün yaptığım karnıbahar yemeğini yerken
Bir yandan twittirip blog yazdığım için

Bugün uzun zamandır keyifliyim
Sadece şu anda koca bir kadeh şarabı bitirdiğimden de değil
Kendimde ne olursa olsun her zaman her şeye yeniden başlayacak gücü hissettiğim için



Tuesday, August 31, 2010

İstiyorum ki

Niye hepimiz kusursuz olmaya çalışıyoruz. En başarılı, en fit, en güzel... Ben çok yoruldum bu empoze edilen "en" olmaya çalışmaktan. Bunun hediyesi omuzumdaki sinir sıkışmasıdır.

Paşabahçedeki rafta duran 100 tane vazoya benzemektense, bir antika dükkanında tek başına vitrinde duran ve gerçekten onu beğenerek evine alacak sahibini bekleyen, hatta üzerinde de yaşanmışlıkların izini yansıtan belki minik çatlakları olan yine göz kamaştırıcı olduğu için sahip olunmak istenen benzersiz bir vazo olmak istiyorum.
(bu cümleyi nasıl kurduysam...)


Evet duydum… antika dukkanına cok az kisi girer...

Paşabahçeye girip öylesine bir şey alan biri mi (What the market offers or whatever it gets gençliği) ya da araştıran, meraklı, kendisi ile bir bağ kurmak isteyen (olgun ve dolgun ayrıca zevkli) biri mi?

İstiyorum ki beni her halimle, olduğum gibi bilerek ve isteyerek seçsin bir sonraki kişi. Salonun en güzel yerine koysun, değerimi bilsin ki sonra bir ikea parçası ile beni değiştirmesin.

So pick me, choose me, love me

Bu akşam biraz caddede dolaşmak istedim. Bugün müşteriye gittiğim için şıkım ayrıca! Canım eve girmek istemedi, dolaşmak istedim. Yeni aldığım cici eteğim ve bluzumu cümle içinde, hayattan bir sahnede kullanmak istedim. Hem hani olur yaa belki "biriyle" karşılaşırım ya da "biri" beni görür.

Dolanırken sevgili arkadaşım G'yi aradım. Onunda işi yokmuş. Hemen buluşup birşeylere yemeye karar verdik. G ile tam siparişlerimizi vermişken arkadan biri geldi merhaba dedi. İlk aşkım, ilk erkek arkadaşım!! (bu dünyada hoşlandığım insanı en çok görme rekoruna sahip olacağım sanırım, neyse...) Tabi ben hemen karın içeri göğüs dışarı sırt dik..."süper bişiiiim ben valla" moduna geçtim. Ayak üstü lafladık. O birşeyler atıştırmak için gelmiş. Başka arkadaşları ile de karşılaşmışmış vs. vs.

Yeni beyaz fabrika gömleğim, siyah tiril tiril park bravo eteğim, taze makyajım, fonlu saçlarım, büyük boy siyah deri iş çantam ve siyah rugan babetlerimleyim. Karşımda turuncu t-shirt, kahverengi kapri altı lastik ayakkabı ve eldeki migros poşeti ile bana eski sevdiceğim Murphy'nin kazığını yedi ama nemo problemo. Bu hayatta belki de nadiren ben Murphy'e onun kurallarına çelme takıyorum!!

Bu koskocaman İstabul'da aynı kişi (eski erkek arkadaş) ile sürekli karşılaşma olasılığı nedir?? Tesadüf mü? Hayır lütfen tesadüf demeyin. 10 küsür milyonluk İstanbul'da 7 ayda 5 kere karşılaşmaya tesadüf diyemiyorum. Benim onu, onunda beni takip etmediğine eminim üstelik. Buna kader diyorum. Ya ben onu 11 sene önce bırakarak hata yaptım ve he’s the “one” ya da o kesinlikle hayatımın erkeği değil ve bunla yüzleşmem gerekiyor. Tek bildiğim bu tesadüf değil. Onu karşıma alıp; “Daha ne kadar karşılaşacağız işte. Kabul et, istesek de istemesek de karşılaşcağız sen kabul edene kadar. Bu tesadüf değil. Beni hayatında istemiyorsan bunu söylemen gerek ki bir daha karşılaşmayalım. İstiyorsan da kabul edip söylemelisin. Bir şekilde bunu halletmemiz gerek.”

Sonra Grey’s Anatomy’den bir alıntı geliyor aklıma bu da benim versiyonumdur sana; “Okay, here it is your choice... I still love you really, big pretend to like your taste in music, even you hate yourself/ the man I love, like sex&city more than I do, unfortunate way that makes me hate you, love you. I promise not to repeat mistakes again. You are changed - I'm changed. So pick me, choose me, love me."


Friday, August 27, 2010

Gunun Sozu


".....Olayımız, aslımız, esas duruşumuz, dışımızda değil içimizdedir."

Thursday, August 19, 2010

guzel gunesli sabaha kotu baslangic..

bir sebeptendir ki , artik inaniyorum...cok neseli oldugum gunlerin ardindan hep terslikler cikacak, problemler dogacak ve ben mutsuz edecek.. ve hep de dogru oluyor.. belki de hayatin kurali bu ama ben kendime yoruyorum, bilmiyorum ama 3 -4 gun rahat , huzurlu ve mutlu olayim , hemen cat kapi kotuluk habercisi karsimda..
buyuk kucuk farketmez aslinda.. ama artik neyi de ogrendim.. amaaan bosver, hersey yine duzelecek.. yarin bu uzuldugum, sinirlendigim durum ayni vahimiyetini koruyor olacak, ama ayni mutsuzlugu ve sikintiyi hissetmiyor olacagim.. demek ki cok da ustune gitmemek lazim..
cok mu basite indirgemisim...
daha kotusu gelmesin , diyerek gunume devam ediyorum..

he bu arada butun gelen mallar kirilmis, ve kahve ile kendimi yaktim ..


Tuesday, August 17, 2010

Bu blog sahipleri fırında kremalı patates yemeyi seviyor :)))

Malzemeler:
1. 2 Adet büyük boy patates
2. 1 Paket krema
3. Üzerini örtecek kadar kaşar peyniri rendesi
4. Tuz, karabiber, kimyon


Hazırlanışı:
Patatesleri soyup çok ince olmayacak şekilde dilimleyin.
Patatesleri tuzlayıp, baharatlayın.
Kullanacağınız kabı yağlayın.
Patatesleri kabınıza dizin.
Üzerine kremayı dökün.
200 dereceye ısıtılmış fırına verin ve üzeri kızarıncaya kadar pişirin.
Rendelenmiş kaşar peynirini üzerine eşit olarak dökün ve kaşar peyniri eriyip, kızarıncaya kadar pişirin.

Sıcak olarak servis yapın.
Afiyet olsun :))

Tuesday, August 10, 2010

Camdan Kalpler

"Hayatın havaya attığımız 5 topla oynanan bir oyun olduğunu düşünelim: Bu toplar; İşimiz, sevdiğimiz, sağlığımız, dostluklarımız ve benliğimizdir. Bu 5 top içinde bir tek "işimiz" lastik bir toptur. Düşürürsek zıplatabiliriz. Ancak diğer 4 top camdan yapılmıştır. Düşerse kırılır, yerine konulamazlar. Bunu fark etmeli ve hayatımızı bu dengeye göre kurmalıyız. Oysa hepimiz o ilk lastik topu tutabilmek uğruna diğerlerini kırıp dökmüyor muyuz?"

Camdan kalplerimize daha çok zaman ayırabilmek umudu ile ....

Tuesday, July 27, 2010

Jimmy Sommerville - Safe in these arms

Here in these armsOur history beganBefore there was youThere was thirst in my heartLook at my lips, you will seeI have drunk from the riverThat flows to the seaOf our loveSafe in these arms,That's where I want to beSafe from the harm, in these armsThat's where I want to beIf I may dieLet it be here with youFor here with youI shall surely be safeSafe from the hate, from the liesFrom the vultures of ChristI need no GodsI have no fears, I have youSafe in these arms,That's where I want to beSafe from the harm, in these armsThat's where I want to beNever let me, never let meSay you'll never let me goSay you'll never let meSay you'll never let me goSay you'll...Take me in your armsAnd say you'll never let me goTake me in your arms and hold meSay you'll never let me go

aklımdaaaaaa

he aklımda.. iş yapmaya çalışıyorum ama aralara giriyor.. abur cuburun yerini aldı sanki....kendime mini deadlinelar veriyorum, ödülü de onu düşünmek, eskiden ıvır zıvır yerdim.. ehueheueh
fiziksel , veya degil sonucta mutluluk hormonu artmış durumda.. :)

Thursday, July 22, 2010

İş görüşmesi heyecanı

İş görüşmelerini blinddatelere çok benzetiyorum.

Öncesinde de sonrasında da birerbir aynı hisler, aynı düşünceler.

Heyecan heyecan heyecan..."acaba nasıl birisi ile görüşeceğim? Ne giysem? Saçımı ne yapsam? Nelerden bahsetsem?" İlk izlenim önemli olduğu için nasıl bir rol takınacağını düşünmek...

Görüşme boyunca; "elimi nereye koysam, dik dur, gülümse biraz...ay çok sırıttın maymun oldun...Beni beğensin beğensin!! "

Sonra karşı taraftan elektrik alınması, notlandırıması olayı var.

Eğer elektrik alınmışsa oooyy sevgi böceği yok alınmamışsa mesafeli tutuma devam.

Bir de en sonrası var. Eğer beğenilmiş ise yani bir kıvılcım oluşmuşsa aynı beklentiler başlıyor. "Acaba beni beğendi mi? Acaba beni nasıl buldu? Acaba beni arayacak mı? Aradan zaman geçti acaba arsam mı? Arasam yanlış anlar mı? Yok yaaa o önce arasın!"

Artık hayatımda ya yeni bir iş ya da yeni bir aşk olmasını istiyorum. Bu monoton hayatımda birazcık heyecana ihtiyacım var!

Monday, July 19, 2010

Pazartesi'leri Ne Renk?

Pazartesi sabahlarına hazırlık surecinde

Bir onceki Pazar gununde yapılması gerekenler: (sart demeye yakın, -malı -meli...)

Soft bir Pazar
Guzel sohbetler
Oksijen depolama
Saglıklı uyku
Gune dinlenmis baslama
Kafada yapılacak ofis islerinin planlanmıs olması

Pazartesi sabahı ofise gelirken:

Muzik (olmassa olmas) insanın ruhu yumusuyor
Demli cay veya kokusu ile davet cagıran ayıltan kahve
Kıyafetlerin onceden belirlenmis ve giyildiginde kendini icinde gzl hissettiklerimiz
Saclar hazır

Suanda modum var, calısasım var, isleri tamamladıkca yanına "tik" atasım var...Hayırdır inşallah :=))

(Ve bu yuzden yazıya renk verdim ) Bugunku Pazartesi ara bir ton ve gri degil... bugunun rengi harflerin rengi.





Thursday, July 15, 2010

bak bu aksam ben de ofisteyim

bu ofiste aksam calisim full konsantre olup efektif calisma olayı herkesin basında mı var?? o zaman ofis saatleri mi degisse yoksa herkes yalnız mı calissa.. aslında calan telefonlar ve araya giren isler mi tum sorun..
bu arada yeni havadisler var mii... hala bir arkadastan tum detayları alamadik malum aksamın.. yarın aksamı bekliyroum, dogumgunu occugundan cok onla ilgilenicem sanirim...

İşyerinde alternatif çalışma teknikleri üzerine

Bugün öğlene kdar hep toplantım vardı. Öğle yemeğinden 13:00 gibi döndükten sonra 15:00'a kadar mal gibi oturdum. Sonra gökyüzüden kayan yıldızlar gibi inboxıma düşen maillere baktım. Artık bir şeyler yapmam gerekiyordu. Belli motivasyon gelmiyordu. Demek ki benim motivasyona gitmem gerekiyordu.

İşyerindeki sorunum : Açık ofis. Açık ofis insan laflamaları. Sonuç; zaten dikkati dağılmayı seven bünyenin tamamen çığırdan çıkıp kendini geyikler alemine kaptırması. Bir de masada laptop ile çalışmayı sevmiyorum. Laptop dedin mi alıcam böyle dizimin üzerine koyucam...ohh mis. Ben böyle alışmışım.

Çözüm önerileri : Kulaklık ile müzik dinleyerek diğer insan konuşmalarının bastırılması ve işe konsantre olmak. Ben zaten yıllardır müzik ile çalışırım. "Salak, o zaman yapsana" demeyin. İşyerimizde kulaklık takmak yasak!!!

Alternatif çalışma teknikleri: Bu hafta izinli olan bir arkadaşım var. Yeri acaip sote, tam pencere önü, havalandırma yanı. Masanın her iki yanı dolaplarla çevrili. :-) Kaçtım arkadaşımın zula cubicle'ına. Penere tarafına sırtımı dayadım. Yere oturdum. Uzattım ayaklarım masanın altında. Laptop kucağımda. kulaklıklar kulağımda. Havalandırma yanı. Ofis sıcaktan bayılırken benim üzerimde yün şal. Ohh laptopda kucağımda sıcacık. Son 1,5 saatte 2 günlük iş yaptım desem yalan olmaz. Tabi insanlar kıllanıyor ben neredeyim diye. O konuda da ekibimden birini kurban seçtim. Biri birşeyi dedi mi bana mail atiyor. Acaip mutluyummm....Ofiste motivasyonumu yakaladım. Küçükken arkadaşlarınız ile evcilik oynarken çadır yapar mıydınız? Benimki öyle bir mutluluk!

Neyse ben bugünkü yazımı da bitirip müzik dinleyip rapor yazılımına geri dönüyorum.
Çalsın rammstein keine Lust. Aber Ich finde meine lust!!

ich hab' keine lust
ich hab' keine lust
ich hab' keine lust
ich hab' keine lust

ich habe keine lust mich nicht zu hassen
hab' keine lust mich anzufassen
ich hätte lust zu onanieren
hab' keine lust es zu probieren
ich hätte lust mich auszuziehen
hab' keine lust mich nackt zu sehen

ich hätte lust mit großen tieren
hab' keine lust es zu riskieren
hab' keine lust vom schnee zu gehen
hab' keine lust zu erfrieren

Wednesday, July 14, 2010

Herkes evine gider ama ya ben? beni beni beniiiiii

Sizlerden mail ya da post gelmediğine göre hepinizin evinizin yolunu tuttuğunu düşünmekteyim. Peki ya ben ya benn?? Beni, beni, beniiii??? (Bihter silahı bulamadım ofiste...canlandırma yaperken şimdilik elimdeki zımba ile yetineceğiz)

Ben 18:48 itibari ile ofisteyim. moivasyonu sıfır olan bir insan olarak 3 gündür yazmam gereken raporu yazamıyorum. Neyseki müşterim beni seviyor da üzerime gelmiyor. Tabi nereye kadar. Artık laptopu eve sonrada her sabah kapının yanından alıp işe götürmekten sıkıldığım ve yorulduğum için bu akşam değişiklik yaptım ve kendimi ofise sabitledim. Tabi bloga yazı yarak rapor yazılmıyor. :-)))

Zaten aslında mesai de yapmıyorum. Akşama konsere gideceğim (Brand New Heavies) onun öncesinde ne yapabilirsem kardır diye takılıyorum. Giysimi değiştirdim. Kot, t-shirt giydim. Müziği açtım bir de abartıp ayaklarımı masaya uzattım, kucağımda laptop çalışıyorum/blog yazıyorum. Acaip konforlu ve huzurluyum. Aslında 1 haftadır işte ilk defa kendimi bu kadar enerjik hissediyorum. 25 dk sonra işten çıkacak olmasam bu gaz ile sabaha kadar çalışırdım.

Ufff bu aralar sıkıntıdan sürekli acıkıyorum. 20:00'da arkadaşlarımla buluşup İstinye Park'ta yemek yiyeceğiz ama şu anda gözlerimin önünden köfte, burgerking, kumpir vb en az 7 aydır yemediğim her türlü muzur şey geçiyor. Neyse ben bir bizim şirketin mutfağına bakim...belki buzbolabında bir şeyler bulurum :-))

Öpenzi hepnizi

Herkes tamam mi???

Sanirim herkes burada Ms.U disinda...ama o zaten dunyanin en ileri geri teknolojik takipcisi oldugunu biliyoruz ve sasirmiyoruz, degil mi? :-)))

Tuesday, July 13, 2010

sabah sabah

sabah sabah bir neşe içinde erkenden bir evlilik teklifi anının canlı tasvirini almak isterken uzucu bir haberi aldım...siz de biliyorsunuz...
hayat boyle işte, hersey aynı anda oluyor... en zoru da zor anlarla basa cıkmaya calismak, "dunya dursun " dediginiz anlarda dahi donmeye devam ediyor, etrafınızda olaylar gelisiyor, herkes gunluk hayatında..
hersey ortak ama bir o kadar da private.. ya da prive mi deseydim :) bu arada ya markafonide ya da limangoda cok seker terlikler cikmis.. bayildim ama alsamda malum yere yetismez ..

bak gordunuz mu, hersey aynı duzende devam ediyor..