Tuesday, August 31, 2010

So pick me, choose me, love me

Bu akşam biraz caddede dolaşmak istedim. Bugün müşteriye gittiğim için şıkım ayrıca! Canım eve girmek istemedi, dolaşmak istedim. Yeni aldığım cici eteğim ve bluzumu cümle içinde, hayattan bir sahnede kullanmak istedim. Hem hani olur yaa belki "biriyle" karşılaşırım ya da "biri" beni görür.

Dolanırken sevgili arkadaşım G'yi aradım. Onunda işi yokmuş. Hemen buluşup birşeylere yemeye karar verdik. G ile tam siparişlerimizi vermişken arkadan biri geldi merhaba dedi. İlk aşkım, ilk erkek arkadaşım!! (bu dünyada hoşlandığım insanı en çok görme rekoruna sahip olacağım sanırım, neyse...) Tabi ben hemen karın içeri göğüs dışarı sırt dik..."süper bişiiiim ben valla" moduna geçtim. Ayak üstü lafladık. O birşeyler atıştırmak için gelmiş. Başka arkadaşları ile de karşılaşmışmış vs. vs.

Yeni beyaz fabrika gömleğim, siyah tiril tiril park bravo eteğim, taze makyajım, fonlu saçlarım, büyük boy siyah deri iş çantam ve siyah rugan babetlerimleyim. Karşımda turuncu t-shirt, kahverengi kapri altı lastik ayakkabı ve eldeki migros poşeti ile bana eski sevdiceğim Murphy'nin kazığını yedi ama nemo problemo. Bu hayatta belki de nadiren ben Murphy'e onun kurallarına çelme takıyorum!!

Bu koskocaman İstabul'da aynı kişi (eski erkek arkadaş) ile sürekli karşılaşma olasılığı nedir?? Tesadüf mü? Hayır lütfen tesadüf demeyin. 10 küsür milyonluk İstanbul'da 7 ayda 5 kere karşılaşmaya tesadüf diyemiyorum. Benim onu, onunda beni takip etmediğine eminim üstelik. Buna kader diyorum. Ya ben onu 11 sene önce bırakarak hata yaptım ve he’s the “one” ya da o kesinlikle hayatımın erkeği değil ve bunla yüzleşmem gerekiyor. Tek bildiğim bu tesadüf değil. Onu karşıma alıp; “Daha ne kadar karşılaşacağız işte. Kabul et, istesek de istemesek de karşılaşcağız sen kabul edene kadar. Bu tesadüf değil. Beni hayatında istemiyorsan bunu söylemen gerek ki bir daha karşılaşmayalım. İstiyorsan da kabul edip söylemelisin. Bir şekilde bunu halletmemiz gerek.”

Sonra Grey’s Anatomy’den bir alıntı geliyor aklıma bu da benim versiyonumdur sana; “Okay, here it is your choice... I still love you really, big pretend to like your taste in music, even you hate yourself/ the man I love, like sex&city more than I do, unfortunate way that makes me hate you, love you. I promise not to repeat mistakes again. You are changed - I'm changed. So pick me, choose me, love me."


No comments: